profiterol olsun waffle olsun ayırt etmem

22 Mayıs 2009 Cuma

Yağmur dindiğinde kaçışarak pustuğumuz siperimize son bir kez göz atıp, hadi arkadaşlar şu işi bitirip dönelim dedim. Soru işaretli gözler "iş derken?" dedi. Küçük bir yan bakışla Waffle'larımızı yiyelim dedim zafer kazanmış bir komutan edasıyla.

sonra her grup için 2 nüshası çıkarılıp dağıttıldı. (:

Umudumuz Sivasspor

12 Mayıs 2009 Salı

Büyünce hanımefendi olup cicilibicili kıyafetler giymeyi düşleyen genç kızların hayallerine kibrit suyu dökmek istemezdim lakin elden ne gelir... Üzülmeyin canlarım koşunca geçiyor.
Bunu şunun için söylüyorum önümüzdeki ay büyük bir şey olacak. 3 vakte kadar hanemize ay doğacak kadar büyük değil ama bir miktar büyük.

Derler ki böyle öğrencillikten tez vakit kurtulma kaygısı taşıyan ve fakat taşımaması gerektiği bilincinde de olan insanların bir balosu olacakmış. Hatta bir miktar nostalji için tellal da tutmuş olabilirler, hikaye bu. Keman varmış onu biliyorum.

Kızlarımız içinde biriktirmiş bugünü, renk elbiseler, şıkırşıkır takılar, topuklu ayakkabılar... Belki herkes böyle olmuyor, olamıyor. Bilmiyorum. Belki kalıtsal, belki biraz çevresel. Emin değilim. Ama yılmak var dönmek yok, madem daha önümde koca bir ayım var. Orda bir yerlerde beni beklediğini bildiğim elbisemi bulmak hayal değil. Evet, gösterişsiz ve yalın bir yerlerde tek başına benim onu bulmamı bekliyor.

Tedai Diyince de Fedai Geliyor

03 Mayıs 2009 Pazar

Birim zamanda aldığın yolların toplamından vardın buraya. Giden, dönen, yeniden ve yine... O'nun gözü ve kulağı olurum denmemiş senin için, bizzat işitme ve görme duyunmuş zira.

Konuşuyorum kendi kendime odamda
Bir portakal suyu iç, ya da içme, ne yaparsan yap
Yalnızlık sensin.

[E. Cansever]

-Bazen okuduğun bir yazı yahut şiir çağrışımsız olmuyor.

Hatırlmaya Mecbur Değilsen Burda Olurlar

01 Mayıs 2009 Cuma

Tez raporu gibi mühim işleri bitirip teslimatını yaptıktan sonra, daha mühim şeylerin ardı sıra malum olduğu üzere karınlarımızı doyurmaya gittik. Gördük ki insanın iki sebepten elleri titreyip, gözü dönebiliyor; biri cinnet, biri açlık.

Sonra dedik madem bugün kendimizi şımartma günümüz, kitabevinden içeri bıraktık kendimizi ve ayaklarımızı. Hadi bakalım beden senindir evlat deyip, irademizi onlara devrettik. O'da doğruca Füsusu'l-Hikem'i işaret etti. Hemen işte burdasın deyip, şefkatle kucakladım onu. Kasaya vardık ödemeleri yaptık derken, kasiyer kızla ojelerimin rengi üzerine sohbete başlamış olarak buldum kendimi. Eh bugün birazcık iyi bir insan olmak için her şey tamamdı. Marka ve renk numarasını söyleyip, göz kırptım.

Şaşırdılar. Yoo dedim, mühim değil, diş macunumun bileşimi gibi şeyleri de ezbere bilirim.