Kukuman Kuşu

25 Şubat 2009 Çarşamba

8. sezonuna başladığım üniversite hayatımda yine çıldırma noktasında "düşün çimenim sadece düşün" diyerek bir ekle-bırak gerginliğiyle daha boğumlanmış durumdayım.
Hani böyle nasıl desem, rutin halini almış şeyler vardır günlük hayatta, sanki onu yapmazsan hiçbir şeyi yapamayacakmışsın gibi hissettiren şeyler. Ne diyorduk? hea ekle-bırak olayı.
Olacak bu ya, illa insanı ironilerle gülümsetiyor.

İşin daha da garibi ve kendi içinde çelişen tarafı, sorunsuz bir ders seçimi yaptığımda dahi içimi kemiren hm aslında şu neden olmasın ki'leri düşündüğümü görünce kendime bakıp, hakkaten neşeyle doluyorum tuhaf bir şekilde. Bu kesinlikle iyiye işaret değil.

Halbuse dozunda düşün, en fazla iki düşün bi söyle mesela her şeyi ikibindokuz yüz kere ele almaya ne gerek var değil mi ama?

Spontane Şeyler

18 Şubat 2009 Çarşamba

Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken, yıllar hayatlar geçiyor? sözü anlamını hissettirerek sakince dank ettiğindirdeydi, bir şarkıda zaman mefhumu için söylenebilecek en kestirme cümleyi bulduğum.
Sevindim. Aynı hızla geçtim.
Yeni bir ayrıntı daha bulup ona dahi takıldım, bir ve bir tane daha. Odaklanma problemi değildi bu, kendiliğinden gelişiyordu. Sonra ordan başka bir hâl ve duruma doğru yine akıcı bir yoldu. Diksiyon kursunda hocanın isim tamlamasının ortasına virgül koymuş olması, o noktada ben gözlerim ve virgülle olan münasebet... Dikkat dağınıklığı.
İki sıra yanımdaki sürekli soru soran tuhaf kıza alaycı gülümseyen öndeki iki kadın... Bir anda içimde kıza karşı nükseden akut koruma içgüdüm...
Hadi çıkalım burdan buhranlarım...
Sonra akşam bi akşam oluyor, ooff.

Selman'ın İddiaları Temel Fıkrası gibi

12 Şubat 2009 Perşembe

Bu blogun blogla aynı ismi taşıyan gerçek yazarı olarak son dönemde hakkımda yazılarınları şaşkınlıkla izlemekteyim. Fakat meslek hayatımda bu tür olayları o kadar çok gördüm ki, hepsi geldi ve geçti nihayetinde. İşte biz burdayız! (bi yazıda ünlem kullandın ya, politikacılar götürsün seni Halime)

Temel Dursun'a "-bu gece bize gel, evde kimse olmayacak.."demiş. Dursun akşam gitmiş, kapıyı çalmış... evde kimse yok. İşte Selman'ın iddiaları da böyle...

Ortalıkta dolanan rüşvet dedikoduları kesinlikle gerçeği yansıtmamakla birlikte bütün bu yazılanlar hakkımda oluşturulmaya çalışılan karalama kampanyasının bir ürünüdür.

Bizim yanlış işimiz, yasal olmayan işimiz olmadı ki arkadaşımıza kahve ısmarlamaktan korkalım. Ayrıca mevzuda adı geçen arkadaşımızın, kamuoyunda CELLMANN olarak bilinen mahkemeye versem asarlar diye düşündüğüm blog yazarı tarafından şahsıma sümük böceği denmesi üzerine "bir dahaki görüşmemizde sana 10'lu selpak peçete alcam kimseler sana sümük böcüğü demesinler" diyerek oluşturduğu, konuya yaklaşım tarzı ikili görüşmelerin zorunluluğunu gündeme getirmiştir.

Bu sebeple de diyalog ortamı oluşturulmuş ve görüşmeler sonucunda da olumlu neticeler alınmıştır.

Temel bir fıkrasında der ki: Güldürmeyeceksin!

09 Şubat 2009 Pazartesi

Yaşadıklarımızdan aldığımız dersler vardır. Geçmişe bakarak bugün üzerine hamle yapan insanlar başarıyı yakalayacaklardır. Fakat blogumun misafirhanesinde yatıp kalkan ve cebinde 1 kontör dahi olmayıp arkadaşlarına sürekli ödemeli atan Halime, hâlâ mekanı sahiplenme, üstüne konma, beleşe getirme ve ders almama havasında. Ama biz öldürmeyi aman ders vermeyi iyi biliriz.

Ey Halime!
Temel bir fıkrasında der ki: Güldürmeyeceksin!
Façebok sitesinde Esrailli bir yazar (Blog yazarı) esrakrc diyorki: Halime’nin gırgırlığı, Cem Yılmaz’ın gösterilerinden de beter.

İşte sizin Ace ile yıkanmış çamaşırlar gibi bembeyaz sandığınız Halime:
“Dün akşam saat 19.00 sularında halimeli diye tanınan birisi tarafından zorla bir mekana götürüldüm anladığım kadarıyla ikna için daha önce mekan yetkililerini de ayarlamış en sevdiğim kahve direk önüme getirlidi ardından halimeli denilen şahıs bana baskı yapmak suretiyle yorumlarımı değiştirmem yerlerinde onun ne kadar mükemmel bir insan olduğuna dair şeyler yazmam konusunda tehditler savurdu. İşte size Pamuk Prenses ve 7 cücelerdeki elmacı teyze Halime.

Ayrıca buradan Araplara da seslenmek istiyorum. Benimle ilgili de bir şarkı yazın lütfen. Benim ismim de 7 heceli ve 17 harfli. Bunlar yeterli değil mi? Ayrıca ben de çok güzel cevaplar veriyorum. Hem bu cevaplar halkın içindeki duyguları yansıtıyor. Öyle değil mi halk?

Tehlikeli Oyunlar Oyunuyoruz

06 Şubat 2009 Cuma

Tehlikeli sulara balıklama dalmak nedir bilir misin sen, Çekirge?
Söyleyim;
Kim, kiminle, nerede, ne zaman, ne yapmış gibi buram buram televole kültürü esintileri yayan bir oyunda kim kısmına az sonra olabilecekleri bile bile kendi adını yazmaktır, tehlike.
İllaki yok ben yüzücem diyorsan da bir örnekle pekiştirelim:

Mesela, teletabilerin kırmızı olanıyla Davos'ta, pireler berber iken, kaşarlı pide yediğin sırada Metin Şentürk görebilir ve kimseyi kendime rakip görmüyorum birinci ben olacağım diyebilir.

Bugün Bunu Düşündüm

04 Şubat 2009 Çarşamba

Gönlün olunca tekeden sütü çıkarırsın, der annem eğer bir konuda yüksek performans sergilemişsem. Fakat ben, imaj hiçbir şey felsefesiyle hareketlendiğim için bu özelliğim fazla su yüzüne çıksın istemem.

Bu girizgah mükemmellik ve yine deyimlerimizden hareketle tuttuğunu koparmakla ilgili bir yazının başlangıcı olabilirdi, fakat bugün konumuz bu değil. Konumuz, benim son günlerdeki frekansı artan ve adeta tuttuğum yerden kopan şanssızlığım.

Aslında şans olayına pek de inandığım ya da sık sık şanssızlığımı sorguladığım söylenemez ama, kalkıp biz bugün kızlarla monopoly oynamışsak, basbaya şansla ilgili bir şeylerin dönmesi gerekiyor ortada.

Biliyor musun, bugün monopoly'de bile ilk ben battım ya, demiyorum mesela. (ki gerçekte de öyle oldu) Yani şu; bu gerçek hayatla bağdaştırılabilecek, işte ne biliyim, bi inan çok çabaladım ama olmadı, diyebileceğimiz bir durum değil aslında. Boşuna eziklik yapmayalım, biz bizi biliyoruz.
Denedik ama olmadıysa ya gerçekten çok çabalamadık ya da bi şekilde yanlış yoldan ilerledik.

Bu böyle yani; olmuyorsa boşuna şansa, kozmoza ya da metafizik şeylere çamur atmayalım sayın seyirciler. Olsa da olur, olmasa da... Aslında bütün mesele bu.
Ne diyorum ben böyle? Evet, bu yazı kesinlikle burda bitmeli.

Çantamdakileri Döktüm Saçtım

03 Şubat 2009 Salı


Şahika'nın çantamızın içindekileri görtermece mimini görünce, bir an kafamda bin türlü ses meydana geldi. Çünkü aynı konuda Çilekli Süt hanfendi de mimlemişti beni. Hatırlıyorum, sene 2008'di hatta.

Her neyse, çantamın içindekileri sağ baştan sayalım:

  1. Sağlık Karnesi
  2. Not defteri: Bir çeşit günlük gibi işlev görür, zaman zaman aklıma gelen, okuduğum ya da gözlemlediğim olayları kısa kısa yazdığım da olur.
  3. Fonksiyonlu Hesap Makinesi
  4. Bir çift temiz galoş: bunu açıklamak biraz uzun. (:
  5. 2 adet cep telefonu
  6. Yara bandı
  7. Ultra ekonomik ıslak temizlik havlusu: ıslak mendil şu an biraz devasa boyutta, ama küçüğü kalmamıştı. Bununla ilgili bir dipnot düşmek gerekirse; bu materyal genelde gizli çıkarılır, zira ulu orta yerde çıkarırsam çantamda helva taşıdığımı iddia edenler oluyor. (:
  8. Selpak mendil
  9. Deodorant, parfürm
  10. Lipstick
  11. 2 adet not tutacı
  12. Flash bellek
  13. Anahtarlığım
  14. Toka, tarak
  15. Cep boy ayna
  16. Kalem kutusu
  17. Cüzdan
  18. Okuduğum kitap
  19. Ve genellikle fotoğraf makinem
Hadi bakalım Esra'nın çantasında neler var?

Bana Van Miniut Lütfen

01 Şubat 2009 Pazar

“Bu blog benim ve ben aldım. Halime sonradan geldi.” diyen Selman'a cevabımdır:

Sayın Selman, sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak bunu da böyle bilesin.

Eskuz mi, açıkladığım tehdit belgeleri de mi yalan acaba? Hesabına yatırmak zorunda olduğum milyon dolarlar? O kokmuş çoraplar? (tosla oksi'de çamaşır suyu yok) Hayır, bunların hepsi gerçek.

Üstelik çeşitli platformlarda (facebook fotoğraf albümlerim ve yorumları bu noktada kaynaktır) şahsıma yapılan hakaretler ve karalama kampanyaları (misal; tarihte, coğrafyada ve fizikte bilinen büyük apartman yangınına sebep olmak) da aşikâr...

Selman isimli mavi kapaklı dosyamda bu belgelerin hepsi mevcut… Ama şimdilik dosyamı alıp çıkıyorum.