Bedava Digiturk İzle, Bedava Film İndir

28 Ekim 2008 Salı

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,

(tabii eğer var ise öyle bir şey Eye-wink )

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

  • Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,
  • üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,
  • yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.
  • Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın! (bu maddeler jazzirti'dan alınmıştır)
Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.

Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı

not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum (evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirmeye üşenmeyin (bkz: not 2)

Fikir akımı buradan başlamış, ben de Hoşaf.org'da okudum.

Bi Uçan Bi Kaçan

22 Ekim 2008 Çarşamba

Korkunun bizzat ecele faydası varmış. Keza 7 kız gittiğimiz lunaparkta bindiğimiz şeyleri ve yaşadıklarımı şöyle akl-ı selim olarak düşününce iyi ki korkuyorum ve bu akşam yaşadıklarımı sık sık yaşamıyorum.

Bugüne dair bir anafikir çıkarılıcaksa bu, hayatta hayatta deme, olabilir mesela. Ben bu alete hayatta binmem dediğim şeyleri, yanımdaki varlıkların garip çekim güçleriyle bir bir hayata geçirdim. Ve bunu "hadi ya anca beraber kanca beraber" ve "bi daa ne zaman birlikte bunları yaşayabilceğiz kim bilir?" gibi cümlelerle gerçekleştirdim, enteresan.

Üstelik 1 dakika önce korkudan dizlerimin bağının çözülmesine sebep olan şeye, lunapark görevlisinin "bir daha binerseniz size bedava" sözüne uyan adrenalin bağımlılarına katılıp tekrar aynı kabusu korkudan moleküllerimin titreyeceğini bile bile yaşadım, bu da enteresan.

Başka bir alette, beynimin içini uğuldatan çığlıklar ve karşı konulmaz mide bulantısı içinde aklımdan geçense; "inşallah flarım rüzgardan uçmaz", bu enteresan değil. (:

Yukardayken geçen diyaloglar da şöyle:
-Esmaa söyle durdursunlar ne olur.
-Halime bi ses ver.
-Müjde çığlık at.
-Halime ne yapıyor?
-Hatim indiriyor.
-La ilahe illah...
-Halime kızım kopardın beni, hah ha haa.

Evlerde Görmek İstemediğimiz Hareketler

21 Ekim 2008 Salı

  • Her bilgisayar ve internet kullanıcısını, emniyet şeridini gereksiz kullanan tipler gibi düşünmek. Farz-ı misal rapor yazarken sohbet ediyormuş sanılmak. Ya Hu klavye bir eşya ve o çeşitli amaçlar için kullanılır. Evet, sohbet de bunlardan birisi ama sadece birisi.
  • Misafir gelince terliklerimin başkalarına verilmesi, ki hoşlanmam.
  • Uzanıp yatılabilecek bütün kanepelerin kaldırım ve şeridi kapatacak şekilde park edilmişçesine işgal edilmesi.
  • Bloga yazı yazarken arkada bir çift gözün çaktırmadan sizi kesmesi. Bitirince oku, sen de rahat et ben de.
  • Ve iş te en can alıcı nokta, evde bireysel haklara her türlü müdahale ve/veya müdahaleye yeltenme.
Yasin sordu ben söyledim, tekrarını Tubiş'ten ve RecepHilmi'den beklerim. (:

Çin'in Türkiye Temsilcisi

18 Ekim 2008 Cumartesi

Orjinal mal kullanma alışkanlığı olmayan, ya hu kardeşim bir insan topluluğu her şeyin mi kopyasını yapar dediğimiz 'üç harfli' ülke Çin'in, Türkiye ayağını tanıdık bir Türk temsil ediyor. 

Dostlar Alışverişte Görsün

14 Ekim 2008 Salı

Büyük alışveriş merkezlerinin en büyük sorunu, beraber gittiğimiz arkadaş grubundan sirküle bir şekilde ikişerli ve üçerli bir bölünme hali göstererek sürekli birbirimizi kaybetmemiz oluyor.

Şöyleki "aa şunu gördün mü?, bak bu da çok güzelmiş" cümleleri eşliğinde yanınızda yörenizde bulunanı istemsiz olarak çekip, kümeler halinde çeşitli mağazalara dağılabiliyorsunuz. Allah'tan tam da şimdi konuşma zamanı dediğimiz bu durumlarda "alo, sizin koordinatlar ne?" demek için Avea'nın bedava dakikaları imdada yetişiyor.

Fakat onca mağazaya girip çıkan, sürekli arayan tarayan gözlere sahip biri için belki de sadece bir gömlek alıp çıkma durumu performans düşüklüğü sayılmasın, keza benim huyum bu.
Sigara tiryakileri gibiyim, 'mereti' değil o eylemi seven.

Nisyanlardayım

10 Ekim 2008 Cuma

Unutmak beynin kendini korumaya alışımıymış? İstenilerek yapılamayan bir çeşit kafa travması... Bazı durumlarda zora mı sokarmış insanı?

Evet.

Kendini de unutsaydın Halime demek gerek defterini tezgahın üstünde unutup sonra Kızılay'larda o mağaza senin bu mağaza başkasının, fit atan üstelik üzerindeki hafifliği ancak 4 saat sonra hisseden halime.

Bunun üstüne sen de mutfağa git ketıla su koy, aaa de tamam mı?

İşte Optimum Ekmek

Kullanılan unun, su kaldırma kapasitesi ne kadar? İdeal mi yoğurdun? Fermentasyon sürelerini yaz, tablonu çiz. Ekmeği ideal sürede pişir. Bak bakalım esnekliği nasıl? Göznek çapı ne kadar olacak? Hadi çapı ideal, bakalım homojen mi dağılmış? Notunu ver.

Anda bul krem peynir ile çayı, katık et optimum değerleri saptanmış bilimsel ekmeğine.

İçimdeki Çaçaron Neredeysen Dön Lütfen

06 Ekim 2008 Pazartesi

Ziyan mısın kızım sen? diyen bir iç sesle yaşıyorum günlerdir.
CeBIT yarın açılacak, gitmek istiyorum ve hala babama söyleyip izin alamadım. Çünkü bu tip bir konu için gerçekten doğru zamanı yakalamak ne ise o azami şartlarda sağlanmalı. Gün içerisinde babamın minimum stres seviyesinde ve bazal metabolizmasının en sakin seyrinde olduğu, tansiyonun normal aralıklarda gezindiği bir anı kollamak zorundayım.

Pazar günü iyidir dedim, sabah kahvaltıda niyetlendim, yapamadım. Akşam oldu, süper lig yorumları, maç özetleri filan derken doğru zamanı bir türlü yakalayamadım. Ki böylesi bir atmosferde bu konuyu gündeme getirmek, red cevabını peşinen kabullenmek olurdu.

Normal şartlar altında ideal gazların rahatlığında davranışlar sergileyen bir insan olsam da ve hatta yer yer çaçaronluklarım da gözlense, son günlerde mumla arar oldum kendisini.