Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Günün mana ve ehemmiyetine binaen...

şehitler tepesi boş değil,
biri var bekliyor.
ve bir göğüs, nefes almak için;
rüzgar bekliyor.
türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
yattığı toprak belli,
tuttuğu bayrak belli,
kim demiş meçhul asker diye?
destanını yapmış, kasideye kanmış.
bir el ki; ahretten uzanmış,
edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
öpelim temizse dudaklarımız,
fakat basmasın toprağa, temiz değilse ayaklarımız.
rüzgarını kesmesin gövdeler
sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
geri gitsin alkışlar, geri..
geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
söyledi söyleyenler demin,
gel süngülü yiğit, alkışlasınlar
şimdi sen söyle söz senin.
şehitler tepesi boş değil,
toprağını kahramanlar bekliyor!
ve bir bayrak dalgalanmak için;
rüzgar bekliyor!
destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin;
türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
yattığı toprak belli,
tuttuğu bayrak belli,
kim demiş meçhul asker diye?..


Arif Nihat Asya

Altın Sim Kart Ödülleri

29 Ağustos 2008 Cuma

Mobiletişim ekibinin hazırladığı bu yıl ilki gerçekleştirilen Altın Sim Kart Ödülleri'nde cep telefonları, mobil operatörler ve mobil teknolojiler alanında en iyiler seçilecek.

Jüri heyetine de bir göz atarsanız, Selman'ın jüride olduğunu göreceksiniz. O şimdi yarışma programlarındaki sıfırcılar gibi bir şeyi beğenmez. Gündeme oturur. Belki Acun'un programına bile çıkar.

Tefeül

26 Ağustos 2008 Salı

Gözüm çarptı, monitörün yanındaki üstü üste yığılmış kitapların içinden en ince olanına takılıp parmak ucuyla, onu diğerlerinden ayıklayıp önüme doğru çektim.
Belli ki gözüme çarpan şey aklıma da geçerken uğradı, uzun zamandır yapmadığım bir şeyi hatırladım.
Kitabı elime aldım, gözlerimi hafif kısıp, sayfalara bakmamaya çalışarak bir sayfa açtım. Şöyle yazmış İbrahim Tenekeci:

bir yaprağı kim çizer ağaçtan daha iyi
işte gök, bu mavi kumaştan hepimize elbise
işte aşk, yüzünü vermeyen her tebessüme,
bizi sarıp sarmalayan o görünmez abluka
kalkmaz ya, diyelim ki kalkınca
bir hastalık oluruz çaresi bulunmayan
kimseden korkmak nasip olmaz bizlere
titremez sesimiz bu muhteşem avluda
bilgiler toplarız -yaz gününde yorganlar
kimsesiz olur her şey, insandan başka.

Son Gözüktüğüm Tarihten Bugüne

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Bir skandal nasıl çıkar bilmiyorum ama gıda mühendisiyim derken bir gün babaannenizin gıda zehirlenmesi geçirdiğini duyuyorsanız, bu bir skandal olabilir. Olmasa bile ziyadesiyle ehemmiyet taşır.

Mesela, günlerden sonra ilk defa bir sabah yalnız çay içmiyor olmanın doyumsuz keyfini bugün yaşadım. Çay bardağında illaki bir tebessüm..

Bir de son günlerde psişik güçlerim olduğuna inanmaya başladım. Yaşanmış esrarengiz hikayeler sınıfına geçemese de, şu sıralar kimi arasam, kimle konuşsam bir hissi kablel vuku, bir duyugörü ki sormayın gitsin. Seken topa gelişine vurmak gibi..

Bölüm:2 Diziler Türk Edebiyatını Keşfeder

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Televizyonlarda prime time denilen kuşakta büyülü, cinli, perili dizilere kadar varan geniş bir yelpazede yer alan diziler; izleyicilere ne izlesek, hangi diziyi kaçırmasak sıkıntısı yaşatırken Rtük bu çılgınlığı nasıl kontrol edeceğiz derken, nihayetinde dizi yapımcıları işleyecek konu bulamaz hale gelir.

Bu ahval içinde yapımcılar yeni bir akım başlatarak, zamanında hepimizin özet çıkarıp edebiyatçımıza teslim etmek zorunda olduğumuz Türk Edebiyatı'nın klasikleşen eserlerini keşfederler.
Yaprak Dökümü tutar, Sinekli Bakkal tutmaz. Olsun. Denemeye devam edilir. 33 yıldan sonra Aşk-ı Memnu yeniden çekilir.
Bu akım, alanı da vereni memnun eder. Rtük'ün yıllarca uğraş verip başlatamayacağı bu furyaya baktıkça sevinçten gözleri dolar.

Abla-Kardeş Türkiye’yi götürecekler

15 Ağustos 2008 Cuma

Halime Gıda Mühendisliği bölümüne girdiğinde bana bir e-posta göndermişti. E-posta’da “Tercihlerimin çoğunu insanlara hizmet veren bölümlere yaptım. Gıda Mühendisliğine girdiğim için çok mutluyum, insanlar artık benim kontrolümde olacak.” yazıyordu. Zaten Halime’nin diğer tercihlerine baktığımızda TIP, Nükleer TIP, TipiTip, Bomba Uzmanlığı ve İntahar Bombacılığı yazılıydı. Bu bölümleri istemesinin nedeni, insanları eline düşürmek ve içinden “Heh düştünüz işte elime, hepinizin canına okuyacağım, yazacağım ve resim çizeceğim.” demektir.

Aklında İnşaat Sektörü vardı
Kendisi Gıda Mühendisliğine girince, sektörü ele geçirmek için staj yapmadık firma bırakmamış ve büyük firmalarda çalışan masum insanların beyinlerini Ace, Kolsa Oksi Ekşi, Kalgonit gibi kimyasal maddelerle yıkamış tertemiz mis gibi yapmıştır. Temizliğine diyeceğimiz yok. Daha sonra üniversiteye girecek olan kardeşini de girmek istediği İnşaat Sektörüne yönlendirmiş ve bugün gördüğümüz gibi başarılı olmuştur.

Yak, yık parçala
Ey insanlar, artık güvenliğiniz yok, gıda sektörü gitti, inşaat sektörü de gitti. Artık bu ikisi bozuk yemekler üretip, çürük inşaatlarda bize mesken tutturacaklar. Durmayın, sokaklara çıkın ve Yaşamak İstiyoruz diyerek Halime’lerin evini yakın yıkın. Ben adresi veriyorum birazdan.

ÖSS ve Sonuçları



Pek muhterem kardeşim Ali, gün itibariyle EGO biletini indirimli kullanmaya ve sair zamanlarda da biletlerin üsütüne, benim blog yazılarımı kıskanaraktan yazdığı yazara devam edebilecek.

ÖSS'den geriye Ali için, Odtü İnşaat Mühendisliği ve bir de kartta yazılanlarda gizli olan psikolojik bir miras kaldı. 

Eski Kağıt Bebekler Rüküş Oldu

10 Ağustos 2008 Pazar

Hey gidi günler arada bir top gibi gürler, bir zamanlar gazeteler taş bebek görünümlü kızların olduğu kağıt bebek ekleri verirdi. Her tür ve kılıkta kıyafet, kesilmek ve bebeğin üzerine tutturulmak için sabahtan akşama kadar kesilip biçilirdi.

Tabii nizamına uygun kesmek ayrı bir çaba, kestiğin kıyafeti bebeğin üstünde durdurabilmek ayrı.. O zamanlar teyzemler bize yakın otururlardı. Doğal olarak biz de hep Burak'la beraber oynardık ve şimdi -Asi Ruh- Çarşı'lı olan kuzenim o zamanlar benimle bebek giydirirdi. (: (ben de top oynardım)

Şimdi eski çamlar bardak, bu bebekler de rüküş oldu. Arşivimde bir tane kalmış, görünce içlendim. (:

Ören Bayanın Örmeyen Kızı

01 Ağustos 2008 Cuma

Temmuzu da devirdiğimiz şu günde, yaz aylarının klasikleşen dialoglarından birisi de annemin, biraz dantel örsen be kızım isteğidir; ki sebep okulun tatil olmasından doğmaktadır. 
Yok anne, sevmiyorum ben dersin birkaç gün oyalarsın filan ama bu olay böyle sair zamanlarda tekrarlanmak üzere beklemeye alınır. 

Aslında neden bu işi sevmediğimi çok düşündüm ama sıkılganlığımdan başka bir yanıt bulamadım. 1 değil 2 değil tam 12 parçayı, hem de aynı desen, ör Allah ör. Bunalır insan ya!

Ne bileyim.. Aslında bir Mustafa Sandal şarkısında dahi (ki saçmadır), onu gören ve kazak ören kız motifi oluşturamayacak olmam beni de hayıflandırıyor fakat, ne çare şartları fazla zorlamamak lazım geliyor galiba. (: