Euro 2008'in Ardından

30 Haziran 2008 Pazartesi

Euro 2008 heyecanı nihayet dün akşam İspanya'nın kupayı havaya kaldırmasıyla son buldu. Turnuvaya kötü başlamamıza rağmen, ekmediğimiz yerden biçerek süper bir başarı elde ettik. Organizasyondan geriye aklımda bir unutulmaz olacaksa şayet, bu herhalde Turnuva'nın da en iyi maçı seçilen Türkiye - Çek Cumhuriyeti maçında kaleye geçmek zorunda kalan Tuncay'ın bu fotoğrafıdır.

Sinirlerim mi laçkalaşmıştı, nedir? Volkan'ın çıkmasının ardından şu kareyi görmek gülme krizi geçirmeme ziyadesiyle yetti. Zaten kendisinin atlama konusunda ne denli başarılı olduğu yine Çek maçının ardından çekilen bir fotoğrafta açıkça görülebiliyor. Bir de bizim takımdaki sakatlıklar konuşuldu durdu, be insafsız o nasıl bir sevinç gösterisi alttakiler de bizim takımdan. Ben anlamam sakatlıklardan Tuncay da sorumlu. (:

Legolarla Nostalji Fotoğrafları

27 Haziran 2008 Cuma

Flickr'da gezinirken gördüm bu fotoğrafları. Meğer Lego'larla ne kadar çok uğraşıyormuş millet. Eski resimleri tekrardan görüntülemişler. Bakın nasıl olmuş: İşte o meşhur "Tanrı'nın Eli" :Daha fazlasına Balakov adlı bu arkadaşın flickr hesabından bakınabilirsiniz.

Yorgunun Halleri

23 Haziran 2008 Pazartesi

Yürüyorum, hızlanıp duruyorum. Umulmadık bir gün arıyor, umulmadık bir günün içinde suyun rengine bakıyor, sıcaklığını alıyorum.
Tek elle yazıyor, yavaşlıyorum. Klavyeme herhalde memnundur gözleriyle bakıyorum. Yorgunluğun insana getirdiklerini görüyor, gülümsüyorum.

Sıradaki Gelsin

16 Haziran 2008 Pazartesi

Eğer turnuvada heyecan isteniyorsa, bunu yapan tek takım herhalde biziz. Dün gece yaşadığım aşırı adrenalin dozu nedeniyle bugün, staja dudağımda kocaman bir uçukla başladım.

İlk 60 dakika sahada görünmeyen takımımız yine rakibe zaferi gösterip, çekti. Devre arasında resetlenen takım, bir noktadan sonra nitroya bağladı kendini. O kadar ki bir ara Sabri nerdeyse kafayla gol atacaktı. (:

Milli takımımızın maçı yenik durumdan bu çevirme hali bana Japon mangası Tsubasa'nın maçlarını hatırlatıyor. Hatta fazlamız var, muz vuruşu ve kartal vuruşu haricinde halihazırda başka bir eksiğimiz de yok yani. Zaten bizim takımın hepsi nevi şahsına münhasır birer Tsubasa.

Halime neden yok?

13 Haziran 2008 Cuma

Arkadaşlar, diş fırçalarmış gibi sabah, öğle ve akşam yazdıklarımla, yüzünü beyazlattığım, ayakkabı boyarmış gibi her gün hayatını kararttığım, traş olurmuş gibi her hafta sözlerini kestiğim, fatura ödermiş gibi her ay benimle oynamanın bedelini ödettiğim ve otobüslere indirimli binmek için her sene aldığım paso gibi aklını aldığım Halime şu saatlerde son sınavında bulunuyor. Allah yardımcısı olsun. İnşallah sınavları iyi geçer ve tatilini huzurlu bir şekilde geçirir.

Satranç Oyuncuları

10 Haziran 2008 Salı


Players from Sam Javanrouh on Vimeo.


Toronto'da 5 saniye aralıklarla çekilen fotoğraflardan, her frame'i 1 saniye gösterecek şekilde bir düzenleme yapmışlar. Fon müziği olarak da Philip Glass'ın "The Photographer"ını seçmişler. Sanki saatlerce satranç oyuncularını izlemiş gibi oluyorsunuz.
Benim gibi tez canlı biriyseniz bu bile kafi geliyor size. (:

Yazık Oldu Yarınlara

08 Haziran 2008 Pazar

Haftalar öncesinde sayısız şey konuşuldu. Kimisinin haklılık payı vardı, kimisi Aurelio'nun neden takımda oynatıldığını soracak kadar saçmaydı. Dün geceki maç her kafadan çıkan sese, cevap verir nitelikteydi. Bana göre 2002 Dünya Kupa'sından sonra milli takımımızın neden piyasadan, bir anlamda, silinip gittiğinin göstergesiydi.

Lejyonerlerimiz de lejyonerlerimiz diye yere göğe sığdıramadığımız adamlarımız rakip takıma savunma yapma ihtiyacı bırakmayacak kadar birbirlerinin pozisyonlarını bozarak oynadılar. Forvet kim belli değil zaten. Nihat'ta bir şaşkınlıktır almış başını gitmiş, Tuncay topu ilk kez görmüş gibi ayağında tutamıyor. Sağ bek, sol bek... Her şey Allah'a emanet. (ki direkten kaç top döndü sayamadım)

Elindekine göre(daha deneyimli kişilerden oluşan) bir sistem kurmadan, sistemine göre oyuncu seçerek kadro kurulursa, iş biraz "tuttu tutmadı" olayına döner ki böyle organizasyonlarda, başarı elde etmek istiyorsanız, hata yapma ihtimaliniz bile çok düşük olmalı.

Biz hata yapma ihtimalini geçtik hatalar yaptık. İsviçre de aynı şekilde devam ederse İlhan İrem'in dediği gibi; Yazık Oldu Yarınlara..

Bir Ana Sponsor Filmi

03 Haziran 2008 Salı




Milli Takim Anneleri TTNet
Uploaded by fuspor
Benim için güzel reklam; fazla alengiri olmayan ama kurgusu sağlam, gayet doğal oynanmış ve mizah gücü yüksek reklamdır. Böyle reklamları izlemek uğruna, dizi-film aralarını tetikte bekliyorum resmen.

Malum Euro 2008'e sayılı günler kala televizyonlarda da sıkça rastladığım TTNet'in Milli Takım Ana Sponsoru reklamını izlerken gülmekten yarılıyorum. (iç ses:Şeftali misin de yarılıyorsun kızım ya?) Aslında bence annelerin potansiyeli bu kadar değil. Yani böyle kameralar filan olmasa eminim daha çok kaynatırlardı. O enerjiyi alıyorum ben. Sanırım en çok da o yüzden bu kadar hoşuma gitti reklam.

Milli takımımız can-ı gönülden favoriler favorisi de, anneler içinden favorim: kesinlikle Emine KAZIM. O nasıl bir çıkarımdır ya hu? Kazım Kazım ismi ile iki ikişilik oynama espirisini patlatıyor ortaya. Reklamı çekenleri tebrik etmek lazım.