Yılbaşının yaklaşmasıyla birlikte alışveriş merkezleri kadar milli piyango bilet gişeleri de dolup taşıyor. Bu sene eski parayla 25 trilyon gibi bir ikramiye olması birçok insanın rüyalarını süslüyor. Zannediyorum çeyrek biletler artık ha bitti ha bitecek durumda ki dün Ulus'taki biletçi amca "son biletler kaçırmayın!" diye bağırıyordu.
Televizyonda da özellikle ana haber bültenlerinde insanlara bu kadar parayla ne yapmayı hayal ettikleri soruluyordu. Elbette ki çok ilginç cevaplar geliyor, ama özellikle bir amcanın "Su içmem rakı içerim." ifadesi bizim de gün içinde gülüşmemize sebep oldu. Sadece bu kadar da değil tabi, kocalarını ya da karılarını boşayacaklar da epey bir miktar mevcut. Büyük ikramiye kime çıkar bilmiyorum ama, kurulan hayallere bakılırsa, bu paradan sonra toplumda birçok aile dağılacak gibi. (: Hayır, benim anlamadığım niye parayı bulunca tekmeyi basıyorsun kocana ya da karına ya hu? O kadar çekilmez biriyse neden parasızken boşuna başını ağrıtıyorsun o halde? Bu resmen patolojik bir doyumsuzluk hali. Hırslarımızla hayallerimizin kopuştuğu yer burası mı acaba? diye düşünmeden edemiyor insan.
Hayal kurmak ya da umut etmek... İnsan hayatı için en değerli olgular. Hayatı yaşanabilir kılan yegane unsurlar. Bana göre bir insanın sahip olabileceği en kıymetli şeyler. Bir bilete pek çok hayal bağlanabilir ve bir biletle pek çok hayal satın alınabilir. Ama aynı biletle, hayallerimizi kaç insana satmış oluruz acaba? İnsan hayalleri için aynı hayalleri satar mı?
Kaç KuruşaTalih Kuşu
Gönderen halime çiçek Etiketler: Aktüel Mevzular, Oltaya Takılanlar 28 Aralık 2007 CumaHayallerimi Dinliyorum Gözlerim Kapalı
Gönderen halime çiçek Etiketler: Günlük Güneşlik, şip şak 26 Aralık 2007 ÇarşambaStaj konusu epeydir kafamızı meşgul ediyor. Bu maceranın şimdilik bölüm 1'i tamamlandı fakat şu an için bölüm 2 hala meçhul... Bugün de sürekli "Nerde yapacağız Allah'ım? Nerde..." diye düşünüp dururken yine toplu hayal kurma seaslarını başlattık. Beraber yapalım diye tutturduk. (Allah'ım sen görüyorsun ya Rabbim! Umut fakirin ekmeği. (: Ne olur hepimiz de izinlerimizi koparalım.)
Ee tabii, staj ve beraberlik kelimeleri bir arada geçince hepimizin de aklına Ankara dışında bir yerlerde olmak geliyor. İlk olarak da İstanbul... Geçen sene nacizane birkaç gezi düzenleyebilmiştik kendilerine ama artık, biraz abarttık mı bilmiyorum da, mümkünse beraber 3-4 hafta yaşamak da istiyoruz. Annemlere bir de bu akıllarına gelsin de, yollamamak için kendilerini daha rahat müdafaa edemesinler diye söylemiyorum ama iyice özgür kız moduna girdim sanki. (: Neyse hayırlısı bakalım.İnsan bu kadar hayal kurunca anıları da aklına geliyor tabii. Yazıda kullandığım İstanbul fotoğrafları da işte bunlardan birkaçı... Buradakiler ilk gezide Ortaköy'de çektiklerimiz. O günü hayatımın sonuna dek unutamayacağım. Hele de o takside yaptığımız muhabbetleri... (evet, paramız azdı ama taksiye binmekten de geri kalmamıştık) Paralarımızın suyunu çekmeye başlaması üzerine yol boyunca parasız kalmışlığımızdan dem vurunca, üstüne bir de ben "Neden geldim İstanbul'a?" şarkısını patlattıktan sonra taksici amca gülmekten direksiyon hakimiyetini zor sağlamıştı ama, bize de indirimli fiyat avantajı sağlamıştı. Sonra "Büyük şeer baoşkadur Ayşom" geyiklerimiz... O geziden sonra hep neşeli şeyler hatırlıyorum ve tebessümü de eksik etmiyorum. Bekle bizi İstanbul!
Eve Dönüş
Gönderen halime çiçek Etiketler: Günlük Güneşlik, lirik zaman gönderileri 23 Aralık 2007 PazarTilkinin kürkçü dükkanıyla olan münasebeti gibi biz de yine kendi mekanımıza döndük. Hüsran ve neşe ikilemleri, koşturarak iş bitirme çabaları, gece yarıları sohbetleriyle bir bayram daha geçti ömrümüzden. Ve yine çemberin aynı noktasında, aynı hengameyle başbaşa kaldım.
Çemberin çevresi kaç ben ediyor sorusu, pi sayısı kadar muamma durumda.
Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent.
Dolaşacaksın aynı sokaklarda.
Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
Ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın.
Bir başka kent bekleme sakın,
Ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
Yıktın onu, işte yok ettin onu, tüm yeryüzünde.
Constantino Kavafis.
Herkeslerin Bayramı Kutlu Olsun
Gönderen halime çiçek Etiketler: Aktüel Mevzular 18 Aralık 2007 Salı
Efendim her bayramda yaptığımız gibi birkaç günlüğüne de olsa babaannemin (şu an hayatta olan tek büyüğüm olduğu için sadece babaannem diyorum) yanına gideceğimizden bayramınızı şimdiden kutluyorum.
Resimdeki holsteinlara da bittim. Asi ruhlularım benim. Duy baba, duy da zavallıların sesini her bayram büyükbaş keseceğiz diye ısrar etme. (:
Aslında "siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım" gibi cümlelerin yer aldığı çok daha romantik bir yazı yazacaktım ama resimdeki ineklerle konsepti uyuşturamadım. Neyse bir romantik yazı borcum olsun, dönüşte yazarım. (:
Hepinize iyi bayramlar. Bayram şarkınız da gazozino'da. Tekrar görüşene kadar mutlu kalın.
Son senelerde yeni akım başladı, her bayramı -daha doğrusu bayram tatilini- fırsat bilip, pılıyı pırtıyı toplayıp tatile gitmek. Sessizliği ve dinginliği özleyen insanlar çareyi uzaklaşmakta arıyorlar belki de. Bir huzur arayışı, bir sükûnet hasreti… Bazen bir uzlaşma isteği, hem kendinle hem çevrenle.
Oysa yılın belli dönemlerinde tüm bunları yapabileceğimiz özel günlerdir, bayramlar. Durun, dinlenin işte, etrafınıza başka bir gözle bakmayı deneyin diye biçilmiş ayrıcalıklı günler… Evrensel bir merhamet zamanı da denilebilir.
Şimdilerde ise hem kendi değerlerimizi hem de ananelerimizi bırakmaya başladık gibi geliyor bana. Sadece tatil günlerinin sayısını hesaplamak biraz yazık ediyormuşuz hissi veriyor. Yani ne biliyim bayramlık alma telaşı olmalı mutlaka bir çocuk için, hatta harçlık hesabı yapılmalı. Yaşamalılar bayramı, hepimiz yaşamalıyız. Günler öncesinden temizlikler yapılmalı her evde mutlaka, dolma sarmaktan sırtımız tutulmalı. Ve en önemlisi kafamızı kaldırıp birbirimizin eksikliklerini görmeliyiz ama nezaketle, hor görmeden. Sonra eş zamanlı olarak mutlaka kendi eksikliklerimizi görmeli ve birbirimizin eksikliklerinde tamamlanmalıyız.
Huysuzluk Bir Bakış Açısıdır
Gönderen halime çiçek Etiketler: Günlük Güneşlik, Zaferlerim 16 Aralık 2007 Pazarİnsanları gözlemlemeyi sevdiğim gibi kendimi gözlemlemeyi de seviyorum. Hatta bundan daha çok zevk alıyorum ve kendimi neredeyse iğdiş ediyorum diyebilirim. Her fırsatta huylarımı ve davranışlarımı süzüyorum. Bunu yapmak bazen insanı “Neden böyle yaptım?” gibi sorulara itse de, ben daha çok bu işin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Sonuçta ben yaptığım her türlü davranışı zaten, bizzat ben olduğum için yaptım ve bunu sorgulamanın da bir âlemi yok. Ee bu açıdan bakınca da insan neden yaptığını değil, sonuçlarını ve davranışlarının özünü değerlendiriyor. Bu da oldukça eğlenceli şeyler çıkarıyor ortaya.
En son geçen hafta yaptığımız sunumun sonunda kendimi değerlendirdim. Tabi bu değerlendirme sunumu nasıl yaptığımdan çok, bu sunumun benim hangi özelliklerimi ortaya çıkardığı ve bana ne kattığı konusunda oldu.
Hazırlanma aşaması elbette ki çok fazla emek istiyor. Bu aşamadan sonra gelen asıl büyük sorun ise, onca insanın önüne çıkıp emeklerini sergilemek oluyor. Üstelik durumu daha da vahim yapan şey, bir de sunumun İngilizce olması. Eminim ki kendi dilimizde bir sunum yapsak çok daha rahat olabilir insan. Aklımdaki birçok espriyi “Ya anlamazlarsa şimdi?” diye yapamadım mesela.
Bütün aşamaları geçip büyük güne gelindiğinde ve sunum için kürsüye çıktığımda ise ilk slâytta çok güzel telaffuz ettiğim bir kelimede sürçtüm. Esas heyecan belirtilerim ise buradan sonra baş gösterecekti, önce biraz sesim kırılacak sonra ellerim titremeye başlayacaktı ve bildiğim her şeyi unutacaktım. Yani, ya bütün çalışmalarım boşa gidecek, sadece bana ait olan bölümleri okuyup geçecektim ya da bir şekilde rahat olup başaracaktım. Bereket versin ki ikincisi oldu. Bunu da yıllardır annemin beni eleştirdiği bir özelliğim sağladı. Ne mi? İnatçılığım.
Sonradan düşündüğümde kendime güldüm açıkçası, hani annemin dediği kadar da varmışım doğrusu. İnsan kendi kendiyle de inatlaşır mı? O an içimden bütün olumsuz ihtimaller ışığında olacaklar geçti ve bütün bunların olmaması için beynimle ve adrenalin hormonumla kıyasıya inatlaştım.
Sonuç:Demek ki benim güzel annem, inat da bir muratmış. (:
Bugün başarılı iş adamı Aziz Çiçek’le birlikte bir pastane açılışına katıldım. Günlerdir pek sosyal aktivite yapamıyordum ve bunun eksikliğini duymaya başlamıştım. Ta ki amcam mevzunun benimle ve mesleğimle ilgili olması ve zaten geniş olan sosyal çevremin iyice genişlemesi için beni alıp götürene kadar. Bir dolu macera yaşayıp olay yerine vardıktan sonra nihayet açılışa katılabildim. Her neyse bu kısım biraz uzun, mevzumuza dönelim.
Daha önce Yavuzevler Caddesi Gaziosmanpaşa’da hizmet veren Klas Pastanesi, Ankara’daki 2. şubesini Abidinpaşa’ya açtı. Dualarla yapılan yeni şubenin açılışı oldukça kalabalıktı. Hatta bir an ücretsiz dağıtılan yiyecekler konusunda izdiham yaşanacağını bile düşündüm. Neyse ki her şey o kadar iyi organize edilmişti ki hem açılış çok güzel oldu, hem de herkes yiyip içip, eğlendi.
Eski yerleri de burası da klasik pastane anlayışından öte aynı zamanda bir cafe gibi hizmet veriyor. Ben buranın en çok, hürmetkâr ve içten elemanlarıyla oluşan sıcak ortamını seviyorum. Ürünlerinin kalitesi de yadsınamaz tabi ki. Zira bugün kendimden korktum, o enfes fıstıklı sarmalarını yerken umarım şeker komasına girmem diye. Yolunuz Tıp Fakültesi Caddesi’ne düşerse ihmal etmeyin girip ürünlerin tadına bakın. Hatta bizzat yolunuzu düşürün bence.
En kısa zamanda Dobişko'da da buradan bahsetmeliyim. (:
Hani bir nokta vardır ya insan için, ordan sonra ne olursa olsun etkilenmezsiniz, işlemez artık hiçbir şey. İşte Beşiktaş da bizi şerbetledi efendim. 11 Aralık 2007 gecesi itibariyle oturup ibretlik hayat dersleri çıkardım. İşte bunlardan birkaçı:
- Mucizeler, enbiyalar için haktır, zırt pırt birisinden istenmez.
- Kuş bakışı bakmak güzeldir, fakat kuş gibi bakmamak kaydıyla. (Grup içi tabloya bakış tarzı)
- Sevmek, sevdiğini mutlu görmektir.(Tek taraflı bir sevgide, yalnız taraftar için söz konusu)
- Hayat son dakikalarda attığınız ya da yediğiniz gollerin getirdikleridir.
- Hayatta ya topa basacaksın ya da iyi kaleci bulacaksın.
- Herşey için özgüven gereklidir. (Acemiliğin gözü kör olsun)
- Anı yaşa! (Zamanı geri çeviremezsin)
İnternetten para kazanmanın bir çok yolu varmış, ben daha o yollardan köşeyi dönemedim ama şu sıralar hızla yükselen bir trend de var ki, o da internetten yarışma ve çekilişlere katılmak. Bu yolla ufak tefek de olsa bir kaç hediye kazandım. İşte bunlardan en sonuncusu, Tamek'ten sanal tarla yaparak kazandığım bir hediye sepeti. Yarışmanın ödülleri çok büyük olmadığından sanırım, pek rağbet görmedi. Neyse fena olmadı, böylelikle ben nasiplenmiş oldum. (:

Zaten daikkat ettiyseniz içindeki ürünler de tam benlik, en sevdiğim çizgi film kahramanlarıyla dolu.
Halime Bak Dertli Çal Kemancı
Gönderen halime çiçek Etiketler: Tek Tek Teknoloji 08 Aralık 2007 Cumartesi
Toyota Motor Corp. müzikten anlayan bir robot üretmiş sonunda. Adı: Robina.
Robinacım o mekanik ve nazik parmaklarıyla William Elgar'ın 'Pomp and Circumstance' adlı marşını çalıyor. Yalnız tek kötü tarafı bu güzelim yetenekten 2010 yılına kadar pratikte mahrumuz, ne yazık ki. Robina'nın canlı performans kayıtları aşağıda. (:
Kaynak:Spluch
Eski Monitörlerden Kedilerinize Yatak
Gönderen halime çiçek Etiketler: Tek Tek Teknoloji 03 Aralık 2007 Pazartesi
Teknolojinin alıp başını gitmesiyle kullandığımız cihazların boyutları da giderek küçülüyor. Hal böyle olunca eski hantal aletlerin yerini daha küçük ve portatif olanları alıyor, eskiler de işe yaramaz halde elimizde kalıyor. İşte bu sorunlardan birine el atarak eski monitörlerden birisini çocukların ilgisini çekecek şekilde ne denli güzel modifiye etmişler.


Selman için Alternatif Meslekler
Gönderen halime çiçek Etiketler: Halime diyor ki 02 Aralık 2007 Pazar
Bu yazımızda bloglarını kapatıp bu alanlardaki başarısızlıklarını diğer alanlara daha fazla yoğunlaşarak, kapatmak isteyen Selman için alternatif meslekler neler, bunları irdeleyeceğiz.
Eğer rastladıysanız geçtiğimiz cuma günü Kanal A'da "w" adında bir programa konuk oldu kendisi. (Programı google'da aramayın, orda bile çıkmıyor.) Programdaki performansıyla pek yakında Sinan Çetin'in çekeceği bir çay reklamında oynayabileceğini düşünüyorum. Niye çay reklamı diye soruyorsanız, şunu söyliyeyim ki programdaki çay içme sahnelerindeki eğlencelik tavırlar bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu gösteriyor. Bu sebepten ilk alternatifimimiz "reklam yıldızlığı". Bunun yanında her türlü dizi, film, reality show gibi projelerde de boy gösterebilme ihtimali çok yüksek olduğu için fırtınalı hayatıyla da magazin programlarında "azzz sonraaaa" nidalarıyla haberleri gına getirinceye kadar yayınlanabilir.
Bu ihitmaller gerçekleşmezse kuvvetle muhtemel ki bir sonraki seçimlerde milletvekili olacak. (Farkındayım milletvekillerini biraz ezdim, her neyse bu ayrı bir konu.) O da olmazsa blogumda online ziyaretçilik yapabilir. (:




